Yatırımcı görüşmesinde slayttan önce masaya konan en etkili şey, fikre olan inancın yüzüne ve sesine yansıması.
Bir yatırımcı masasına otururken herkes gözüyle o sunumun ilk slaydını arıyor. Halbuki o masada slayt açılmadan önce bir şey daha var: gözlerinin içiyle söylediğin o ilk cümle. Burada şunu fark etmek önemli: Ne kadar hazırlanılırsa hazırlanılsın, ilk temas o slayttaki grafik ya da pazar tablosu değil; fikre olan heyecan ve inancın, yüzüne, sesine, el hareketlerine sızdığında başlayan bir güven. O noktada lafa girerken çoğu kişi refleks olarak projeyi anlatmaya yeltenir, teknik detayla başlar. Fakat lafın özü, 'ben bu işi neden bırakmam' diye içinden geçen o tek cümle oluyor.
Bunu öne çıkarmak için kurgulu bir anlatı yerine, birkaç cümlede fikrin neden yaşaması gerektiğini, kimsenin slaytta bulamayacağı bir samimiyetle söylemek yeterli. Slaytlar geçilecek, rakamlar tartışılacak, ama ilk iki dakikada salona düşen enerji bambaşka. Hazırlık masasından kalkınca, ilk cümleye iç sesi koymak en iyi anahtar. Kalanı zaten anlatılsa da, o öndeki gerçek duruş silinmiyor.