Günlük akışta küçük alışkanlıklar ve basit kurallar, verimlilikte şaşırtıcı derecede büyük farklar yaratır.
Sabah masaya oturup ilk iş mail ya da bildirimlere dalınca tüm günü başkasının gündemiyle geçirdiğim günleri hatırlıyorum. En verimli çıktığım dönemlerde ise akışı basit bir kural belirledi: Kendi işim bitmeden başkasının işine bakmamak. Bu tam anlamıyla bir duvar örmek gibi; günün akışını küçük bir kararla bambaşka bir yöne çekiyor. Planı sayfalarca yazmadan, eldeki üç maddeyi kağıda almak bazen en güçlü hareketim oldu.
Zaman yönetimiyle ilgili bir diğer çarpıcı nokta, tüm işleri baştan sıkı planlamaktan çok, tıkanınca ara vermekte gizli. Bir noktada gözlerin ekrana kayarken, küçük bir yürüyüş ya da kısa bir not değiştirmek bile akışı hızlandırdı. Her yeni metot arayışında karmaşıklığa kapılmak kolay; oysa verimlilik çoğu zaman en basite indirgemekte yatıyor. Her gün aynı saatte başlamak ve ne olursa olsun bir işi tamamlamak, zamanla ivmeyi kendiliğinden getiriyor.